bizler sırlarla dolu bir evrende bir rüyanın rüyasını görmekteyiz. gerçekte bildiğimiz hiç bir şey yoktur. bildiğimizi sandığımız şey sadece olaylardır. o olaylar ki, bilmediğimiz bir objeyle asla bilemeyeceğimiz bir subjenin birbirlerine olan ilgisinden doğmuştur
Perşembe, Ağustos 12, 2010
Can Şenlikleri
bu gün sevgili can'ın ölüm yıl dönümü. siz can dediğime bakmayın yoksa candan da öte. Dün datçadaydım, evinin oralarda, özlemişim havasını suyunu oraların. can babanın bir uğru var sanki bana, ne zaman niyetlensem oraya, biri çıkıyor karşıma , sevdiğim biri. hiç yalnız gidemedim yanına... çocukluğumdan kalan ufak bir kare var zihnimde can yücel koca göbeği ne karşılık incecik ayaklarıyla ağır aksak çıkarken yokuşu öfleye öffleye tüttürüyor cigarasını bir bu kaldı aklımda. güzel adamdı vesselam, ileride görüşebileceğimizi bilmenin mutluluğuyla bugün anıyorum onu yine. haydi can baba şerefine...
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
CAN YÜCEL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder